Meşrutiyet Mah, Yüksel Cad, Konur 2 Sok, No:28/1 ÇANKAYA - ANKARA
trende

Yargıtay Kararları

Anasayfa » Yargıtay Kararları

Yargıtay’dan velayet davası kararı

Yargıtay’ın aldığı emsal niteliğindeki kararla velayet davalarında “istişare” kararı çıktı. Yargıtay mahkemelere “Velayet davalarında çocukla istişare edin” derken, duruşmada çocuklara, “Anne mi baba mı” diye sorulacak

 

08.10.2018 – 10:46 | Güncelleme: 08.10.2018 – 11:19 İHA

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, verdiği emsal kararla velayet davalarını yeni bir boyuta taşıdı. Kurul, idrak gücüne sahibi 8 ve üstü çocukların kendisini ifade edebileceğini, velayet davasında çocuğa fikri sorulması gerektiğine hükmetti. Kararla birlikte; mahkemeler velayet davalarında karar vermeden önce çocuğa “Anneni mi, babanı mı istiyorsun” sorusunu yöneltecek.

İHA’nın haberine göre, İstanbul’da, şiddetli geçimsizlik yaşayan çift boşanmak için mahkemeye başvurdu. Tarafları boşayan Aile Mahkemesi, çiftin 8 yaşındaki Efe’nin velayetini babasına verdi. 6. Aile Mahkemesi’ne velayet davası açan anne boşanma davası sırasında davalı babanın, annenin çocuğu dövdüğü yönünde gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı iftiraları nedeniyle müşterek çocuğun velayetinin babaya verildiğini öne sürdü.

“BABA SORUMSUZ”

Davacı anne, babasından çekinen ve korkan çocuğun ‘annem beni dövdü’ şeklinde beyanda bulunduğunu, bu hususun aksinin okulda tutulan ‘tutanaktır’ adlı belge ile ispatlandığını dile getirdi. Babanın çocukla ilgilenmediğini, çocuğun okul dışındaki zamanını internet kafede geçirdiğini anlatan anne, çocuğun tüm sorunları ile ilgilendiğini, çocuğun da kendisinin yanında kalmak istediğini ileri sürerek, babada olan velayetin kaldırılarak müşterek çocuğun velayetinin tarafına verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı baba ise davacının çocuğu olumsuz etkileyecek bir yaşam tarzı olduğunu, başka erkeklerle görüştüğünü, çocuğa şiddet uyguladığını iddia etti. Davacının sabit bir ikametahının olmadığını, çocuğa sigara içirerek bu şekilde fotoğrafını çektiğini, oje, far gibi şeyler sürdüğünü, boşanma davasında alınan raporlarda da velayetin babaya verilmesi yönünde görüş bildirildiğini anlattı. Ayrıca, çocuğun eğitimiyle yeterli derecede ilgilendiğini belirterek, davanın reddini savundu. Mahkeme, davalının velayet görevini yerine getirmediği veya kötüye kullandığı hususlarının kanıtlanamadığı gibi velayetin değiştirilmesini haklı kılacak nedenler de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Karar temyiz edildi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kararda, “Velayet düzenlemesinde asıl olan çocukların yararıdır ve bu düzenlemede ana ve babanın yararı ile çocuğun yararı çatıştığı takdirde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir. Çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi de mümkündür. Bu nedenle, müşterek çocuğun velayeti konusunda mahkemece görüşünün alınması, bu görüşün değerlendirilmesi ve gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir” denildi.

Yeniden yapılan yargılamada 6. Aile Mahkemesi ilk kararında direndi. Bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Efe’nin davanın tüm aşamalarında idrak çağında olduğunu hatırlatan Genel Kurul, emsal bir karara imza attı. Mahkemenin velayet davalarında çocukla istişare etmesi gerektiğinin vurgulandığı kararda şu ifadelere yer verildi: ” İdrak çağında olan müşterek çocuğun uzmanlar tarafından alınan beyanında hem annesi hem de babası ile olmak istediğini ifade ettiği, herhangi bir tercihte bulunmadığı belirtilmiştir. Küçüğün kendi arzu ve isteklerini belirleyebilecek, bunları ifade edebilecek olgunlukta olduğu, bu nedenle çocuğun beyanlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Kaldı ki, dava tarihinden itibaren küçüğün yaşadığı veya yaşamak istediği ortamı değerlendirmesine imkan verecek, dolayısıyla velayeti konusunda görüşünün alınmasını gerektirecek ölçüde uzun süre geçtiği de görülmektedir. Açıklanan nedenlerle mahkemece yapılacak iş; yeterli idrak gücüne sahip olduğu kabul edilen çocuğa, kendisini doğrudan ilgilendiren velayet konusunda danışılarak, görüşünü gerekçeleriyle birlikte ifade etme olanağının sağlanması; ifade edeceği bu görüşün, çocuğun kendi çıkarına ters düşmediği takdirde, buna önem verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır. O halde, aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

Yargıtay karar verdi! Düğünde takılan takılar…

Yargıtay, ’İster kaynana, ister dayı, kim takarsa taksın düğünde takılan altınların gelinin kişisel malı sayıldığına’ hükmetti.

05 Şubat 2018 Pazartesi 13:06

5. Aile Mahkemesi’ne dava açan bir kadın, boşandığı eşi tarafından alınan düğün merasiminde takılan altınların tarafına iadesini istedi.

Evlenirken yapılan iki ayrı düğünde çok sayıda ziynet eşyaları ve nakit paranın takıldığını, ziynet eşyalarının düğünden sonra davalı tarafından alındığını anlatan davacı kadın, “Davalı olan boşandığım eşim, altınlarla bekarlık dönemindeki borçlarını ödedi. Daha sonra da geri vermedi. Dava konusu altınların aynen iadesini istiyorum.” dedi.

Mahkemede ifade veren davalı koca ise; birikim yaparak borçsuz olarak evlendiğini, davacının para ve altınların bir kısmını kendi şahsi harcamaları için kullandığını, bir kısmını da borsada kaybettiğini beyan etti. Davanın reddine karar verilmesini talep eden davalı iddiaları reddetti. Mahkeme sadece geline takılan takıların iadesine hükmetti.

“DÜĞÜNDEN GELEN ALTINLAR KADININDIR”

Kararı iki taraf da temyiz etti. Dava dosyasını inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, düğün sırasında takılan ziynet eşyalarının, kim tarafından, kime takılırsa takılsın, kadına bağışlanmış sayılacağına hükmetti.

Düğün merasiminde takılan ziynet eşyalarının artık kadının kişisel malı kabul edildiğine dikkat çekilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında şu ifadelere yer verildi: “Ne var ki somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda geline ve damada takılan ziynetler eşyaları ayrı ayrı değerlendirilmiş, mahkemece de yalnızca geline takılanlar yönünden tahsil kararı verilmiştir. O halde mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, düğün sırasında geline ve damada takıldığı tespit edilen tüm ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir. Temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına oy birliğiyle karar verildi

ARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas  No: 2014/5329

Karar No: 2014/16024

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davacı-davalı tarafından: her iki dava yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre,davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi uyarınca “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullnılır. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim,velayeti eşlerden birine verebilir.” Mahkemece,davacı-davalı kocanın boşanma davası reddedilmesine ve davalı-davacı kadında velayet konusunda bağımsız bir davasının olmadığı nazara alınmadan taafların müşterek çocuğu olan A.’nın velayet hakkının davalı-davacı anneye verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.

Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA,hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,10.07.2014 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas  No. 2013/21524

Karar No. 2014/4035

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davacı (kadın) tarafından kusur belirlemesi, velayet,kişisel ilişki,tedbir nafakasının geriye yönelik olarak kaldırılması ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşüldü:

1-) Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı kadının eşinin şiddet uygulaması ve intihara teşebbüs etme olayından sonra evden ayrıldığı,bu durumda boşanmaya neden olan olaylarda davacının bir kusurunun kanıtlanmadığı ve davalı kocanın tamamen kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir. 2-) Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları,boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri,paranın alım gücü,kişilik haklarına yapılan saldırıyla ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesiyle Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK. madde 174/1) ve manevi (TMK. madde 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. 3-)Müşterek çocuklarla anne arasında

kişisel ilişki düzenlenirken,çocukların üstün yararı yanında annelik duygularının da dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca,davacı anne Nizip ilçesinde,müşterek çocuk ise babasıyla birlikte Gaziantep’in merkez ilçesi Şahinbey’de oturmaktadır. Her iki ilçenin birbirine yakın olması ve ulaşım araçları dikkate alındığında kişisel ilişkinin ayrı şehir ayrımı yapılmaksızın kurulması gerektiği,yine küçüğün eğitim çağında olup,okula devam etmesi dikkate alındığında her hafta sonu kurulan kişisel ilişkinin çocuğun yararına olmayacağının kabulü gerekir. O halde mahkemece şehir ayrımı yapılmaksızın,her ayın belirli hafta sonları ve dini bayram günlerinde yatılı olacak şekilde,yarıyıl tatilinin belirli bir haftasında ve yılın yaz döneminde uzun süreli kişisel ilişki kurulması gerekirken,yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Temyiz edilen hükmün yukarda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA,hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,26.02.2014 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2013/19430
Karar No:2014/823

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davacı (kadın) tarafından tamamına yönelik olarak; davalı (koca) tarafından ise velayet,nafakaların miktarı ve müşterek çocuk yararına hükmedilen nafakaların başlangıç tarihi yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşüldü:

1-)Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilip boşanmaya karar verilmiş ise de yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı kocanın birlik görevlerini ihmal ettiği,eşine sürekli şiddet uyguladığı,bağımsız ev temin etmediği,sebepsiz borçlanmalar yapıp aile bütçesini zora soktuğu,eşine hakaret ettiği,davalı kadının ise eşine ve ailesine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu olmakla birlikte davacı koca,kadına göre ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin devamında taraflar ve ortak çocuk için bir yarar kaldığından sözetmek imkanı ortadan kalkmış,davacı kocanın boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları oluşmuştur. bu sebeple davacı kocanın boşanma davasının kabulüyle verilen boşanma kararı sonuç itibarıyla doğru olup,davalı kadının bu yöne dair temyiz itirazlarının reddiyle,davacı kocanın kabul edilen boşanma davasına dair hükmün,kusura dair gerekçesinin değiştirilmek suretiyle

ONANMASINA karar vermek gerekmiş (HUMK. madde 438/ son) ve tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. 2-)Dava Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdikten sonra 26.9.2012 tarihinde açılmış,davalı kadın cevap dilekçesinde tazminat istememişken 14.3.2013 tarihli dilekçeyle tahkikat aşamasında 3.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 141. maddesinde “Taraflar,cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleriyle serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse,gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.”

hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm gereğince savunmanın genişletilebilmesi ön inceleme duruşmasından sonra mümkün bulunmamasına rağmen,davacı kadının tahkikat aşamasında talep ettiği tazminatlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. 3-) Toplanan delillerden velayeti davalı anneye verilen müşterek çocuğun dava süresi boyunca davacı baba yanında kaldığı sabittir. Durum böyle iken müşterek çocuk yararına davalı anneye teslim tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi yerine dava tarihinden geçerli olacak şekilde tedbir nafakasına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir

Temyiz edilen hükmün yukarda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarda 1. bentte gösterilen sebeple kocanın kabul edilen boşanma davasında hükmün kusura dair gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA,temyiz peşin harcının yatırana iadesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/3404
Karar No:2014/4635

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davalı tarafından tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Toplanan deliller ve yapılan yargılamadan; velayeti davalı anneye bırakılan 2002 doğumlu B. ile 2005 doğumlu B.’in uzman bilirkişiye davalı anneleri ile kalmak istediklerini,annelerinin yanında mutlu olduklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan uzman bilirkişi raporunda velayete dair tam kanaat edinebilmek için tarafların yaşam alanlarının incelenmesi gerektiğine dair beyanda bulunmuştur. velayetin değiştirilmesi davalarında aslolan çocukların menfaatidir. Bilirkişi raporu doğrultusunda,tarafların yaşam alanlarına dair inceleme yapılmadan,eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmayıp,bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,04.03.2014 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/5329
Karar No:2014/16024

Taraflar araındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davacı-davalı tarafından: her iki dava yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre,davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi uyarınca “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullnılır. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir.” Mahkemece,davacı-davalı kocanın boşanma davası reddedilmesine ve davalı-davacı kadında velayet konusunda bağımsız bir davasının olmadığı nazara alınmadan taafların müşterek çocuğu olan A.’nın velayet hakkının davalı-davacı anneye verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.

Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA,hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,10.07.2014 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/16379
Karar No:2015/10

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davalı-davacı (koca) tarafından kusur belirlemesi,kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatlarla reddedilen tazminat talepleri yönünden; davacı-davalı kadın tarafından ise katılma yoluyla lehine hükmedilen tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği düşünüldü:

1-)Davacı-davalı kadının harcı ve kaydı bulunmayan katılma yoluyla temyiz isteğinin incelenmesine yer olmadığına, 2-)Mahkemece de kabul edildiği üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı kadının somut bir kusuru ispatlanabilmiş değildir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce,kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı iradeyle sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan,evlilik birliğini,devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar,sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerek boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.

maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp,daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber,boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı,eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (T.M.K.md.166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin,devamı eşlerden beklenmeyecek derecede,temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki,bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup,davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan sebeple isteğin reddi gerekirken,yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış,yanlışlığa

değinilmekle yetinilmiştir. 3-)Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-davalı kadın yararına hükmedilen nafakanın dava tarihinden boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar tedbir,boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakası olduğunun ve yoksulluk nafakasının her yıl üfe oranında artırılmasına karar verildiğinin anlaşılmasına göre,davalı-davacı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 4-)Boşanmada manevi tazminatın amacı,boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın,bozulan ruhsal dengesini telafi etmek,manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için,kişilik haklarını ihlal eden fiille,tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri,müesseseyi amacından saptırır. Hakim,tazminat miktarını saptarken,bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın,ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini,fiilin ağırlığını; öbür yandan da,kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini,ekonomik ve sosyal

durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı-davalı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı,ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Davacı-davalı kadının temyiz talebinin yukarda 1. bentte gösterilen sebeple incelenmesine yer olmadığına,davalı-davacı kocanın temyizi yönünden hükmün yukarda 2. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarda 3. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatıran Mesut’a iadesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/15082
Karar No:2015/4011

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek eş tarafından,davalı-karşı davacı kadın eşin kabul edilen boşanma davası,kusur belirlemesi,kendisinin reddedilen tazminat talepleri,davalı-karşı davacı kadın eşe verilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.03.2015 günü temyiz eden davacı-karşı davalı G. G. ile vekili ve karşı taraf davalı-karşı davacı B. G. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-) Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı-karşı davalı erkek eşin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-)Boşanmada manevi tazminatın amacı,boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın,bozulan ruhsal dengesini telafi etmek,manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için,kişilik haklarını ihlal eden fiille,tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri,müesseseyi amacından saptırır. Hakim,tazminat miktarını saptarken,bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın,ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini,fiilin ağırlığını; öbür yandan da,kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini,ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı-karşı davacı kadın eş yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı,ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha

uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin B.’ dan alınıp G.’ ye verilmesine,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 10.03.2015 tarihinde,oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2015/4801
Karar No:2015/3328

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm,davalı tarafından temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise,eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde,evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için,hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim,tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde,boşanmaya hükmolunur. Bu halde,tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (TMK. m. 166/3). Buna göre,eşlerin serbest iradesiyle boşanma kararı verilebilmesi için,boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda tarafların anlaşmış olmaları,taraflarca kabul edilen düzenlemenin de hakim tarafından uygun bulunması zorunludur. Aksi halde,anılan hüküm gereğince boşanma kararı verilemez. Yargıtay,kanunun açık maddesine (TMK. md. 166/3) muhalif gördüğü diğer sebeplerle hükmü bozabileceğinden (HUMK. md. 439/2),hükmün boşanma bölümünün davalı tarafından temyiz edilmemesi hukuksal bir sonuç doğurmaz. Mahkemece yapılacak iş,velayet düzenlemesi yapılmayan

ortak çocuk 04.01.1998 doğumlu S.’nın velayeti hakkında tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Aralarında boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususunda tam anlaşma olmadan,Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı verilemeyeceğinden,velayet konusunda eşler arasında anlaşma olmadığı ve mahkemece getirilen öneri kabul edilmediği takdirde; davaya çekişmeli boşanma olarak devam edilerek taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,03.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/8373
Karar No:2015/3302

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davacı kadın eş tarafından boşanma kararının gerekçesi ve reddedilen yoksulluk nafakası yönünden; davalı erkek eş tarafından ise boşanma,kusur belirlemesi,tazminatlar,tedbir nafakası,ihtiyati tedbir kararı ve davalının evden uzaklaştırılmasına ilişkin kararlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 03.03.2015 günü duruşmalı temyiz eden davacı F. R. vekili ve karşı taraf temyiz eden davalı N. R. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-) Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkeme kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 161. ve 162. madde koşullarının gerçekleştiğinin ve bu hükümlere de dayalı olarak boşanma kararının verildiğinin anlaşılmış bulunmasına göre,davacı kadın eşin tüm,davalı erkek eşin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları,boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri,paranın alım gücü,kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın eş yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK md.174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,03.03.2015 tarihinde karar verildi.

YARGITAY KARARLARI

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/3282
Karar No:2012/20202


♦EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI
♦KADININ AĞIR KUSURU
♦YOKSULLUK NAFAKASI

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda davalı kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, çocuğu ile ilgilenmediği, eşine hakaret ettiği, davacı kocanın da birlik görevlerini yerine getirmediği, bu sebeple davacı koca da kusurlu ise de davalı kadının daha fazla kusurlu olduğu anlaşılmış bulunmasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı kadın yoksulluk nafakası talebinde bulunduğu halde bu konuda olumlu ya da olumsuz bir kadar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır ( HMK m. 26/1 )

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan yönlerden yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/18179
Karar No:2013/4041


DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davalı-davacı (koca) tarafından; her iki dava yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı-davacı kocanın eşine hakaret ettiği,fiziksel şiddet uyguladığı; davacı-davalı kadının da kocasına hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasındaki ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı koca da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre,davalı-davacı kocanın da boşanma davasının kabulü ile boşanmaya (TMK md. 166/2) karar verileceği yerde,yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,bozma sebebine göre davacı-davalı kadının boşanma davası ve fer’ilerine yönelik temyizin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,19.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/14434
Karar No:2013/1311


DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı (koca) tarafından,kusur belirlemesi,davacı yararına hükmedilen yoksulluk nafakası,manevi tazminat ve tedbir nafakası ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için,tazminat talep eden tarafın kusursuz veya az kusurlu olmasının yanında boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da zorunludur (TMK. m. 174/2). Tarafların Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan fiili ayrılık sebebiyle boşanmalarına karar verilmiştir. Gerek reddedilen boşanma davasında gerekse fiili ayrılık süresi içinde davalının,davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir kusuru ispatlanmamış,bu yönde maddi bir vakıa ortaya konulmamıştır. Fiili ayrılık sonucu boşanmaya karar verilmiş olması manevi tazminat için yeterli değildir. İlk davada,davayı açan kocanın da bir kusuru ispatlanamadığına göre,davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,22.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/25004
Karar No:2013/10440


DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davalı-davacı kadın tarafından; kocanın davasının kabulü,kusur belirlemesi,tazminatlar,yoksulluk nafakası ve tedbir nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Mahkemece davalı-davacı kadın ve davacı davalı koca eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden,davacı davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği,evle ilgilenmediği,ekonomik durumu hakkında yalan beyanda bulunarak kadını kandırdığı,eşinin çalışmasına engel olduğu,bağımsız ev teminine yanaşmadığı,eşini istemediğini beyan ettiği,”bundan iyi kapı mı bulacaksın” diyerek küçük düşürdüğü,”Allah belanı versin” diyerek beddua ettiği; davalı-davacı kadının da eşine hakaret ettiği,eşini ve eşinin köyünü beğenmediği,evlendiğine pişman olduğunu ifade ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylar karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kocanın ağır,davalı-davacı kadının az kusurlu oldukları anlaşılmıştır. Davalı-davacı kadın da boşanmayı istediğine göre kocanın davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleşmiş olup,kocanın davasının kabulü bu nedenle sonucu itibariyle doğru olduğundan hükmün kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilerek (HUMK. md. 438/son) onanmasına karar vermek gerekmiş,davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın,kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini,186. maddesi,eşlerin evi birlikte seçeceklerini,birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş,en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece,tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi,boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın,kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı,bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK md. 4 TBK. md. 50,51,52,58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA,hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,15.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/15914
Karar No:2013/2507


DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-davalı (koca) tarafından kusur belirlemesi,tazminatlar ve velayet yönünden; davalı-davacı (kadın) tarafından ise kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle müşterek çocuğun yaşı,mahkemece alınan uzman raporu ve çocuğun üstün yararı gereğince velayetin anneye bırakıldığının anlaşılmasına göre davacı-davalı kocanın temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı-davacı kadının ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı,davacı-davalı kocanın ise eşine şiddet uygulayıp,eşinin ailesiyle görüşmesine izin vermediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı kocanın daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken tarafların eşit kusurlu kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak,davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi doğru olmayıp,bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi,maddi ve manevi tazminat yönünden,davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Kemal’e yükletilmesine,peşin harcın mahsubuna 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Sevil’e geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,31.01.2013 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/25321
Karar No:2013/10648


DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava,29.06.2012 tarihinde ikame edilmiştir. Davacı davasını anlaşmalı boşanma talepli olarak açmış; ancak; davalı cevap dilekçesinde boşanma hususunda uzlaşma olmadığını,dava dilekçesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Bu suretle davanın çekişmeli hale geldiği (TMK.md.166/1-2),mahkemece 04.09.2012 tarihinde ön incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verildiği,ön inceleme için duruşma günü tespit edilerek,bu duruşma günü taraflara bildirildiği anlaşılmaktadır.

Davacı koca ve davalı vekili,04.09.2012 tarihli “ön inceleme” duruşmasına gelmişler,bu oturumda tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlarla ilgili tespit yapılmış ancak dava dilekçesinin HMK 119/1-e,1-f,1-g maddesinde yazılı unsurları taşımadığı ve davacının dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kanıtlamaya yarar delil sunamadığı,tahkikatı gerektiren bir husus olmadığı gerekçesiyle dava sübut bulmadığından reddedilmiştir.

Tahkikat,ön incelemede saptanan çekişmeli hususlar üzerinden yürütüleceğine (HMK.md. 140/3) göre mahkemece,taraflara dilekçelerinde dayandıkları,ancak somutlaştırmadıkları delillerini açıklaması,tanık deliline dayanılmakla tanık listesi verilmesi,gösterdikleri tanıkların adı ve soyadı ile adreslerini hangi tanığın hangi vakıaya ilişkin olduğunu içeren dilekçe vermesi için kesin süre verilerek sonucuna göre hareket edilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeden davanın neticeye bağlanması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,kadının temyiz isteğinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla,15.04.2013 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY :

Dava 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup; davacı 29.6.2012 tarihli dava dilekçesi ile anlaşmalı boşanma talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesinde herhangi bir vakıaya dayanmamış,delilde bildirmemiştir. Davaya Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca çekişmeli olarak devam edeceğine ilişkin usulüne uygun yapılmış bir ıslah talebi de bulunmamaktadır. Mahkemenin red gerekçesi bu sebeple doğru olup kararın onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2012/5314
Karar No:2012/20189


♦BOŞANMA
♦TANIK BEYANI
♦AKRABALIK VEYA DİĞER BİR YAKINLIK
♦ŞİDDET UYGULAYAN KOCA

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada davalı tanıklarının olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu da yoktur. Mahkemece davalı kadın tam kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de yapılan soruşturma ve toplanan delillerden tarafların birlik görevlerini yerine getirmedikleri, davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davacı kocanın ise eşine şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olup verilen boşanma kararı sonucu itibarıyla doğrudur. Açıklanan sebeple davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya yönelik hükmün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( TMK. md.186/1 ), geçimine ( TMK md.185/3 ), malların yönetimine ( TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK.m.185/2 ) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( resen ) almak zorundadır ( TMK.m.169 ). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. ( TMK.m.175 ) Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan yönlerden yukarıda l. bentte gösterilen sebeple boşanma hükmünün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2015/4801
Karar No:2015/3328


♦VELAYET DÜZENLEMESİ
♦EŞLER ARASINDA VELAYET KONUSUNDA ANLAŞMA OLMAMASI

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm,davalı tarafından temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Evlilik en az bir yıl sürmüş ise,eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde,evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için,hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim,tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde,boşanmaya hükmolunur. Bu halde,tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (TMK. m. 166/3). Buna göre,eşlerin serbest iradesiyle boşanma kararı verilebilmesi için,boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda tarafların anlaşmış olmaları,taraflarca kabul edilen düzenlemenin de hakim tarafından uygun bulunması zorunludur. Aksi halde,anılan hüküm gereğince boşanma kararı verilemez. Yargıtay,kanunun açık maddesine (TMK. md. 166/3) muhalif gördüğü diğer sebeplerle hükmü bozabileceğinden (HUMK. md. 439/2),hükmün boşanma bölümünün davalı tarafından temyiz edilmemesi hukuksal bir sonuç doğurmaz. Mahkemece yapılacak iş,velayet düzenlemesi yapılmayan ortak çocuk 04.01.1998 doğumlu S.’nın velayeti hakkında tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Aralarında boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususunda tam anlaşma olmadan,Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı verilemeyeceğinden,velayet konusunda eşler arasında anlaşma olmadığı ve mahkemece getirilen öneri kabul edilmediği takdirde; davaya çekişmeli boşanma olarak devam edilerek taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,03.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/8373
Karar No:2015/3302


♦MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ
♦MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davacı kadın eş tarafından boşanma kararının gerekçesi ve reddedilen yoksulluk nafakası yönünden; davalı erkek eş tarafından ise boşanma,kusur belirlemesi,tazminatlar,tedbir nafakası,ihtiyati tedbir kararı ve davalının evden uzaklaştırılmasına ilişkin kararlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 03.03.2015 günü duruşmalı temyiz eden davacı F. R. vekili ve karşı taraf temyiz eden davalı N. R. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-) Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkeme kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 161. ve 162. madde koşullarının gerçekleştiğinin ve bu hükümlere de dayalı olarak boşanma kararının verildiğinin anlaşılmış bulunmasına göre,davacı kadın eşin tüm,davalı erkek eşin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları,boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri,paranın alım gücü,kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın eş yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK md.174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,duruşma için taktir olunan 1.100,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,03.03.2015 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2014/17511
Karar No:2015/3274


♦BOŞANMA
♦KADININ ASGARİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK SÜREKLİ VE DÜZENLİ GELİRİNİN BULUNMASI

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm,davalı tarafından temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-)Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre,davalı (koca)’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-)Mahkemece,davacı (kadın) yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı (kadın)’ın asgari ihtiyaçlarını karşılayacak sürekli ve düzenli gelirinin bulunduğu ve bu nedenle boşanmayla yoksulluğa düşmeyeceği,Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının davacı (kadın) yararına gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Durum böyleyken yazılı gerekçeyle davacı (kadın)’ın yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA,bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,03.03.2015 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2013/21470
Karar No:2014/4695


DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle,evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava,velayetin anneye verilmesi talebine ilişkin olup basit yargılama usulüne tabidir. Ne var ki; mahkemece basit yargılama usulünde duruşma yapılmaksızın karar vermeye imkan tanıyan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 320/1. maddesinin uygulanmasında hataya düşülmüştür. Şöyle ki,velayete ilişkin dava kamu düzenine ilişkin olup,re’sen araştırma ilkesi uygulanır. Taraflar dilekçelerinde tanık deliline de dayanmıştır. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan,çocuğun üstün yararıdır. Dinlenecek tanıklarla,mevcut hükümden farklı olarak çocukların üstün yararının gözetilmesini gerektirecek yeni bir durum ve olgu ortaya çıkabilir. Öyleyse,dayandıkları olgu ve vakıaları kanıtlama konusunda taraflara imkan tanınması,”adil yargılama hakkını” içeren “hukuki dinlenilme hakkı” nın bir gereğidir (HMK.md.27.) Öyleyse,açıklanan hususlar gözetilerek mahkemece duruşma günü belirlenerek,taraflara tanıklarını da dinletme imkanı tanınması,delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA,bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,04.03.2014 tarihinde karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2010/1396
Karar No:2011/4601


♦BOŞANMA DAVASINDA MANEVİ TAZMİNAT
♦KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün her iki dava yönünden temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 15.03.2011 günü temyiz eden davacı-davalı İ. Z. A. ile vekili geldi. Karşı taraf davalı-karşılık davacı T. A. ile vekilleri gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1 – Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya neden olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen davacı-davalı kocanın kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2 – Toplanan delillerden davacı-davalı kocadan kaynaklanan, davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eden maddi bir hadisenin varlığı kanıtlanmamış ve Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi koşulları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle, davalı -davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 825,00 TL. vekalet ücretinin Tülay’dan alınıp İbrahim’e verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

Esas No:2011/16840
Karar No:2011/15784


♦BOŞANMA DAVASI
♦KİŞİSEL İLİŞKİNİN DÜZENLENMESİ
♦EŞYALARIN AİDİYETİ

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, tazminatlar, nafakalar, kişisel ilişki süresi, ziynet eşyaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği düşünüldü:

KARAR : 1- ) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kocanın aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- ) Velayet kendisine verilmeyen babayla ortak çocuk arasında babalık duygularının tatminine olanak verecek ve her ayın belirlenecek bir kısım hafta sonlarında çocuğun baba yanında yatıya kalacağı şekilde uygun kişisel ilişki düzenlemesi yapılmamış olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

3- ) Davacı kadın Beko marka fırın, 51 ekran televizyon, Arçelik marka çamaşır makinesinin kendisine ait olduğunu ispat edemediği halde; bu eşyalar yönünden istemin kabulüne karar verilmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyize konu hükmün 2. ve 3. bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarda 1. bentte açıklanan sebeplerle ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ÖZEL DEDEKTİFLİK ve ARAŞTIRMA BÜROSU KURUMSAL & BİREYSEL PROFESYONEL DEDEKTİFLİK ÇÖZÜMLERİ.
"Eş takibi, Evlilik öncesi araştırma, Adres tespiti, gibi konularda tamamen uzman özel dedektif ekibimiz sizlere bu hizmet alanlarında en doğru bulguyu sunmayı memnuniyet olarak hedef belirlemiştir. Bizim amacımız tamamen dedektiflik bürosu sektöründe en iyi hizmeti, en doğru bulguyla, kusursuz müşteri anlayışı odaklı ve profesyonel çözümler ile sizlere sunmaktır."
Call Now Button
WeCreativez WhatsApp Support
ÖZEL DEDEKTİFLİK ve ARAŞTIRMA BÜROSU WHATSAPP DESTEK HATTI
👋 Merhaba! iyi günler diliyoruz. Size hangi konuda ve nasıl yardımcı olabiliriz?
dedektiflik bürosu eş takibi ankara dedektif